Bugun...


YALÇIN KARABINAR

facebook-paylas
TEKNOLOJİYLE DEĞİL KENDİNLE VAR OL!
Tarih: 21-01-2020 09:40:00 Güncelleme: 21-01-2020 09:40:00


Teknolojinin kullanımı her geçen gün artıyor. Çocuklar, gelişen teknolojiyle birlikte ekran başına hapsolmuş durumda. Kullanımı 2 – 3 yaşlara kadar düşen teknolojik cihazlar, bizi ve geleceğimizi tehdit ediyor.

Televizyon ve İnternetle birlikte çocuklar çok çabuk yetişkinlerin dünyasına dahil oldu ve son derece hızlı büyümeye başladı. Bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlardan oyun oynayan ve dünyayla bağını internetle kuran tüketici çocuk, kendi benlik gelişimini pasif bir biçimde kablo bağlantılarıyla gerçekleştirir hale geldi.

Bugünün çocukları; ebeveyn güdümü, yalnızlaşma, beceriksizleşme, doğadan ve gerçek oyunlardan soyutlanma, erken olgunlaşma, dikkat eksikliği, hiperaktiflik, stres, içe kapanma, algı bozukluğu gibi çeşitli sosyal ve psikolojik sorunlar yaşamakta ve bu sorunları internetle bastırmaya çalışmaktadır. .

Yarıyıl tatilinin de gelmesiyle birlikte ara bulan öğrencilerin ekranla baş başa kalma sürelerinde artış olacağını tahmin edebiliriz.  Buradan hareketle çocuklarımıza medya ile ilgili bilmesi gerekenlere ve yarıyıl tatillerine ilişkin önerilere değinmekte fayda olacağını düşünüyorum.

Çocuk ve Medya yan yana gelince adeta bıçak sırtına dönüşen bir konu. Günümüzde EKRAN ZAMANI ile ÇOCUK GELİŞİMİ arasındaki bağlantı son zamanlardaki en çok tartışılan konular arasında. 

Elektronik sigara olarak niteliyorum ben bu ekran bağımlılığını. Anne babasıyla parkta gezmek istemeyen çocuk, tablet veya bilgisayar başında; çiftlik, köy ya da kasaba inşa ediyor. Ordular kurup düşmanlarıyla savaşıyor. Telefonun uygulama mağazaları, çocukların şimdiki oyun sokakları olmuş.

Neil Postmann gibi, “Çocukluk kayboluyor yerine sadece format mı değiştiriyor?” demeliyiz.

Bundan bir 10 yıl öncesi jenerasyona kadar çocuklara, gençlere her yer futbol sahasıydı. Şimdi ise ortalık dijital alan olmuş vaziyette. Kısa süre önce tanık olduğum durum beni çok şaşırtmıştı; kıraathanede toplanan orta yaş kişiler, bir masa etrafında oynanan oyunu telefondan çevrimiçi olarak oynuyordu. İlginç olmakla birlikte vahimdi.

Sanal ortamdan reel ortama çevirmek lazım istikametimizi. İnsanlar iletişim halindeyken bile birbirinin yüzüne bakmak yerine ekranın yüzüne bakıyor. Çevrimiçi hayatlardan çevrimdışı hayatlara adapte olmalıyız. Bir diğer deyişle melez yaşamdan organik yaşama dönmeliyiz. Hem yüz yüze konuşunca  daha ahlaklı ve saygın olmaz mı iletişim?

Teknolojiye yabancı kalamayız elbette lakin bilinçli kullanmak bize hem bugünü hem de yarını mutlak bir şekilde var edecektir. Teknoloji bizi değil biz teknolojiyi esir almalıyız.

DİKKAT EKSİKLİĞİNE DİKKAT!

Günümüzde dikkat eksikliği ilaçlarının kullanımı artmaya başladı. Bu da teknoloji bağımlılığı ile ilgili bir durum. Amerikan Pediatri birliğinin yayımladığı manifesto ise tam bu duruma işaret ediyor.

Manifesto diyor ki: 3 yaşın altındaki çocuklara kesinlikle Telefon, Televizyon ve Bilgisayar izletmeyin!

Okullu gençlere gelirsek; Sınıfta, derste, bir konferansta veya seminerde bir türlü oturamayan içi kıpır kıpır eden, sabredemeyen çocuklar ve gençler bu durumunuz ekran bağımlılığı sonucu ortaya çıkan yeni bir hadise. Zamanının çoğunu ekranda geçiren çocuk imgelerin sürekli değişmesine aşina olduğundan yani ekran karşısında daima hoplayan, zıplayan karelere alıştığı için bu tür ortamlara artık yabancılaşıyor. Bir hocanın kendisine 40 dk hareketsiz ders anlatmasına dayanamıyor. Beyni alışan çocuk da dikkat veremiyor bu hareketsizliğe.

NEDEN SANALDA GERÇEKTEN FARKLIYIZ?

Sosyal medya milyonları içinde barındıran bir mecra. Tek tıkla neler yapılıyor neler. Kişi sosyal adresinin padişahi vaziyetinde. Çünkü özgür, karışan yok istediğini yazıyor, istediğini okuyor.

Farklılığa gelince; bir kavgada 40 kişinin 5 kişiye saldırdığını düşünelim.  40 kişiden hangi biri karşı tarafa saldırmaktan geri kalır ki? Hiçbiri kalmaz. Sayıları az olsa kişi saldırmaktan tereddüt eder. Çünkü tanınacağını düşünür. Burada anonimlik söz konusu. Bilinmeyeceğini, tanınmayacağını düşünür kişi. Bir zırh olarak düşünülürse Sosyal medya da böyledir işte. Kullanıcı bu zırhın arkasına saklanıyor ve burada agresifleşiyor. Önünü görmeyen kullanıcı çok kolay şekilde karşı tarafa şiddet uygulayabileceğini düşünüyor. Kendisiyle aynı düşünmeyene karşı hemen saldırgan tutum sergiliyor.

Mahcup, utangaç, içe kapanıklar sosyal medyada çok daha aktif olabiliyorlar. Sosyalleşemeyip sosyal medyada sosyalleşen kişilerin yaşadığı durum tam da bu şekilde. 

Çağın bu akımlarına karşı koymak mümkün olmasa da yönlendirmek bizim elimizde. Amaç, ekranı kısıtlamak değil makul seviyede kullanmak olmalı. Doz önemli.

PEKİ ANNE-BABALAR OLARAK NE YAPMALIYIZ?

Öncelikle ekranları Dadı olarak kullanmayalım derim. Çocukların ekran bağımlılığı ailesinin ekran bağımlılığından ileri gelmektedir.  Neden derseniz size şunları sormak isterim.

-Çocuğunuzla oturup sohbet ettiniz mi?

-Dışarı çıkıp sizin döneminizdeki oyunları onunla oynadınız mı? Ona öğrettiniz mi?

-Birlikte kitap okuyup o kitabı tartıştınız mı?

-Onunla birlikte haber izleyip o haberi konuştunuz mu?

Bunları saatlerce yapamıyorsanız bile açın kitabın 1 sayfasını okuyun, 1 tane haber izleyin, toprakta çocuğunuzla az da olsa vakit geçirin ve konuşun. Çoğu platformda gündem bunlardan ibaret.  Artık teknoloji üreten ülkelerin dayatmalarına bir şekilde karşı koymamız gerekiyor. Teknolojiyi verimli kullanmamız son derece önemli bu ahvalde.

Çocukların hangi oyunları oynadığını, kimlerle arkadaşlık kurduğunu biliyor muyuz?

Onlara ayrı bir oda verip bilgisayarıyla baş başa bırakmamalıyız.

Çocukla empati yapıp, onunla onu ve oyununu anlamaya çalışıyor muyuz?

Çocuk, üretime yönelik oyunları tercih etsin kendi gelişimi için, tablette piyano çalsın, resim yapsın, stratejik oyunlar oynasın. Bunları dediysem de sabahtan akşama kadar tabletle oynasın anlamında söylemiyorum sakın yanlış anlamayın.

Çocuğunuzda bir rahatsızlık seziyorsanız, doktora çocuğunuzla birlikte gidin. Kendiniz doktora gidip bilgi almayın, çocuğunuzu da götürün li doktorun söylediklerini birebir duysun.

Fiziksel bozukluk vermemesi için çocukların hep aynı pozisyonda oturmaması gerekiyor. 15 dakikada bir pozisyon değiştirmenin faydalı olacağını söylüyor uzmanlar.

***

Artık günümüzde yeni bir hastalık çıktı: Nomofobi: Cep telefonundan ayrı kalma korkusu, şarj bitme korkusu..

Hastalıklara yakalanmamak veya teşhisi koyup bir an önce tedaviye başlamak ümidiyle..

HOŞÇA KALIN.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI