Bugun...


YALÇIN KARABINAR

facebook-paylas
O GECE MİLLETÇE: 15 TEMMUZ
Tarih: 13-07-2019 14:24:00 Güncelleme: 15-07-2019 10:59:00


15 Temmuz Cuma gecesiydi. Bir yanda halk diğer yanda halka ateş eden halka ait silah, uçak ve tank. Milletin azmi ve cesaretiyle kanatlandı o gece bir ülke, Türkiye.

Postmodern darbe, darbe, cunta, el koyma, muhtıra, kalkışma, girişim.. 96 yıllık tarihinde hep bunlarla yatıp bunlarla kalktı bir ülke.

Gelişmenin önündeki o kör zihniyetin kavramlarıydı bunlar. Milletçe tam geride bıraktık derken, bir yenisiyle tanıştık ülke olarak. Çünkü insanlar bu ülkede darbe defterinin tamamen kapandığına inanmıştı. Ve o gece hiç kimse geçmişteki darbelerin de Cuma gecelerine denk geldiğini aklının ucuna bile getirmemişti.

Gün geldi sandıkla gelen silahla gitti.  Ve gün geldi milletin namluları millete çevrildi, uçak ve helikopterler de yine kendi ülke insanına ateş açabildi.

15 Temmuz’un sıradan bir Cuma akşamıydı. Kimi evde kimi sokakta kimi de iş yerinde karşı karşıya geliyordu bu ihanetle. İlk hareketlilik İstanbul’daydı. Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızmış Fetullahçı Terör Örgütü mensubu hainlerden biri trafiğe kapatılan Boğaziçi Köprüsü’nde, “Herkes evine gitsin, TSK yönetime el koydu, sıkı yönetim var” narası atıyordu.  Milletçe ne olduğunu anlayamamış, Televizyonlara ve sosyal medyaya akın etmiştik o vakit.

İşte o gece dakika dakika yaşanmaya başlıyordu…

İstanbul’da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri askerler tarafından trafiğe kapatılıyor, üslerden havalanan jetler de Ankara semalarında uçuyordu. Halk gelişmeleri medyadan takip ederek, destek paylaşımları yapıyor, TV kanalınan açıklama yapan Başbakan Binali Yıldırım ise hain bir kalkışmaya işaret ediyordu.

Genelkurmay Başkanı’nı kelepçeleyen FETÖ'cüler, yüzlerce askerle TÜRKSAT'a giderek yayınları kesmeye çalışıyor, TRT’de korsan darbe bildirisi okutuyor ve diğer medya organlarına zorla girerek yayınları kesmeye çalışıyordu.

İşte hain darbe girişimindeki o kritik an, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CNN Türk Televizyon kanalına cep telefonuyla görüntülü bağlanması ve milleti meydanlara, hava limanlarına davet etmesiyle başlıyordu.
Davetin hemen sonrasında halk, meydanlara akın ediyor, minarelerden sala sesleri yükseliyor, darbeciler ise ilk ciddi ve yerinde direnişle o an karşılaşıyordu.

FETÖ'cü hainler vatandaşın kendilerine engel olmak istediği her noktada silahların arkasına saklandı. İlk saldırdıkları yerler ise Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri, Atatürk Havalimanı ve İstanbul, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Gölbaşı Polis Özel Harekat Merkezi, Genelkurmay Başkanlığı, TBMM, TÜRKSAT, TRT, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi gibi stratejik noktalardı.

Adeta etten duvar ören millet, yılmadan yıkılmadan silahlara, tanklara, uçaklara karşı koyuyordu. Meclis bombalanıyor, milletvekilleri de TBMM’ye giderek buradaki genel kurulda birlik ve beraberlik mesajı veriyordu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris’te kaldığı otele de saldırı düzenleniyordu. Cumhurbaşkanlığı korumaları ile polis bu saldırıyı püskürtüyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağı, İstanbul’a gitmek üzere Muğla’dan havalanıyordu.

***

Hiçbir şeyi düşünmeden evini, eşini, çocuğunu bırakıp geleni, ezilmeyi göze alarak tankın altına yatanı, kamyon süren kadını, silaha karşı koyanları, uçaklar uçamasın diye tarlasındaki samanı yakanı ve bunun gibi olağanüstü cesaret gösteren On binlercesi. 

Binlerce namlu çevrildi o gece millete. 100’e yakın uçak ve helikopter havalandı, tanklar halkın arasına daldı. 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan o gecede bir toplum topluca direndi hain darbeye. 
Sandıkla gelen darbeyle gitmez mesajı verdi adeta tüm dünyaya.

***

Artık o gece bitmişti..
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı darbe girişimine katılan FETÖ'cüler hakkında gözaltı kararı çıkartıyor, gün aydınlandıktan birkaç saat sonra da Başbakan Binali yıldırım darbenin bastırıldığını açıklıyordu.

O gece, hain darbe girişimine katılan TSK içine sızmış 3 bine yakın FETÖ'cü gözaltına alınmıştı. 

O gecenin 251 şehidi, 2 bini aşkın gazisi ve On binlerce kahramanı vardı.

21 Temmuz 2016’da ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) 18 Temmuz 2018 itibarıyla sona erdi. OHAL toplamda 7 kez uzatılarak 2 yıl sürdü.

2 yılda toplam 37 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkartıldı. Bununla birlikte cezaevindeki tutuklu sayısı 50 bini geçti.

İllerde, ilçelerde günlerce demokrasi nöbetleri tutuldu ve halkın gücünün üstünde hiçbir güç olmayacağı da böylelikle kanıtlanmış oldu.

***

Ne diyordu, "Bu Vatan Kimin" dizelerinde Orhan Şaik Gökyay:

Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır,

Bir tarih boyunca onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir.
---

Ardına bakmadan yollara düşen,

Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,

Huduttan hududa yol bulup koşan,

Cepheden cepheyi soranlarındır.

***

Karanlık geceyi cesaretiyle aydınlatanlara ve bayrak uğruna şehadetle buluşanlara.. 
Rahmet, minnet ve şükranla.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI