Bugun...


Lütfiye KADER

facebook-paylas
SAKLI GÜZELLİK AKDAĞ
Tarih: 20-07-2020 10:28:00 Güncelleme: 20-07-2020 10:28:00


Küçüklüğümde babamın sizi mutlaka götüreceğim orada geyikler, yılkı atları ve çok güzel bir doğa var dediği, ama bir türlü götürmeye kısmet olmadığı Sandıklı –Akdağ ‘a 3 gün önce gittim, gezdim gördüm. Ama zaman darlığından dolayı kanyona gidemedim. Oraya eskiden belediyelik olan Sorkun köyünden gidiliyor.

Yolu düzgün havası muhteşem. Yollarda ardıç ve çam ağaçların eşliğinde sık sık kaynak sularının aktığı küçük çeşmeler insana hem mutluluk hem de huzur veriyor.

Oksijenin neredeyse katıksız olduğu bu yerde dönemeçli yollarında önümüze çıkan keçilerin ve çobanın ilginç ama insanı şaşırtan güzel sesleri yüzümüzden tebessümü hiç eksilttirmedi. Meeeeeh meeeeeh 

Böyle bakir bir alana girdiğimizde, her şeyin doğallığını hissettik. Henüz kirlenmemiş doğayı görüp kendimi avuturken, yavaş yavaş insan izlerinin görsellerini görmeye başladık.

Mola verip kaynak suyu akan çeşmeden su içmeye indiğimizde ilk plastik şişeleri gördük, birden içim acıdı. Hayır, hayır bu olmamalıydı.

2500 rakımlı bu yerde kendini saklıyan bu güzel doğa harikası, yine insanın hâkimiyetiyle keşfedilmesiyle, acımazsızca kirletilmeye aday.

Elbette insan da doğanın parçası ama insan doğadaki diğer canlılar gibi onu yaşamıyor, katlediyor.

Sandıklı Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının destekleriyle bu saklı kenti insanlara bir nebze olsun, doğayla iç içe yaşamalarına fırsat sunmuş. Bu yüzden Sandıklı Belediyesini ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığını kutluyorum. Ailecek gezi ve dinlenme yeri olarak bungalov evler, göl gezinti tekneleri ve göl manzaraları insanların hizmetine sunulmuş.

Ama ne yazık ki; Serdaresk tarafından gönderilen gezgin fotoğrafında (Tem 2018) Doğa güzel insan kötü görüşü benim için de geçerli. Extratrestrial tarafından gönderilen gezgin fotoğrafında (Tem 2018) Güzel ama eksik çok görüşüne katılmamak mümkün değil.

Bunun yanında bakir güzellik için hiç şüphesiz KAAN CAN tarafından gönderilen gezgin fotoğrafında söylediği gibi (Ara 2018) Manzara muhteşem.

Parkın merkezine geldiğimizde hem yeşil, hem de gözünüzün alabildiği kadar geniş bir yayla olduğunu fark ediyoruz. Sanki Doğu Karadeniz yaylaları gibi gerçekten. Bitki örtüsü çok çeşitli ve gözünüzün alabildiği kadar orman örtüsü var.

Kameriye tipi ahşap oturma alanları yapılmış olmasına rağmen insanlar, yerlere yayılmış. Nerdeyse yataklı döşekli gelmişler.

Bir yanda tüplü ocaklar, bir yanda söndürülmüş mangal kömürleri ve etrafa saçılmış pet şişeler.

Şehrin sıkıntısından kurtulmak ve kendini mutlu olmaya odaklanmış gençlerin, kızların ve çocukların top oyunları. Ama hiç birisi de çıkardıkları atık ve kirliliği toplayacak kadar sorumluluk duymuyorlar.

Çobanın otlatmak için getirdiği, boyunlarındaki çıngırakla ortama mistik bir hava veren büyük baş hayvanların insanların kirlettiği yiyeceklere kadar gelmesi, iki canlı türünün yaşam alanlarını ortak kullanırken birbirine ne kadar saygı duyduğunun göstergesi gibiydi.

Böyle bir doğa harikasını insanların hizmetine sunarak çok güzel bir hizmet başlatan yerel yönetim, bu saklı cenneti koruma yönünde acil önlemleri almazsa korkarım, bu güzellik artık şehir görüntüsüne dönüşecektir.

Sandıklı şehir merkezinin de görüntüsü hakkında birkaç görüşüm olacak. İstasyon caddesinden uzun çarşının içine kadar uzanan, görkemli ışıklandırma, yolların trafik için bölmelendirildiği dar alanda gözleri ve insanı yoruyor. Enerjinin bu kadar yoğun kullanılması dünyamızın iklim değişikliklerinin en önemli nedenlerinden biridir.

Doğaya bıraktığımız karbon ayak izimizi ne kadar azaltırsak, sürdürülebilir iklim koşullarına destek vermiş oluruz.

Karbon ayak izi ne demektir?

Karbon ayak izi, her insanın ulaşım, ısınma, enerji tüketimi veya satın aldığı her türlü ürün neticesinde atmosfere yayılmasına neden olduğu karbon miktarını anlatmak üzere kullanılan bir terimdir. Atmosfere ne kadar az karbon salınımı yapılırsa, dünyamızın iklimi o kadar dengeye gelir.

Sandıklı ivmesi yükselen ama hala daha nüfusu çok hızlı artmayan Afyon’un en büyük ilçesi. Sandıklı’yı yükseltecek ivmesini hızlandıracak en önemli şeylerden birisi de ekonomik olarak zenginleşmesidir.

Sandıklı’da termal turizm, seracılık, hayvancılık, yüksekokul ve tarım Sandıklı’nın gelişimini en fazla etkiliyor.

Özellikle susuz tarım ürünleri buğday nohut bakliyat gibi çiftçimizin ehli olduğu ürün skalasına yeni ürünler de elbette eklenebilir. Sandıklının bu potansiyeli her zaman mevcuttur. Ama tarımı endüstriyel tarım değil de agroekoloji tarımla üretim yapmak, sağlığımız toprağımız ve suyumuz için çok önemlidir.

Pr Dr. Tayfun Özkaya diyor ki;

Agroekolojik tarım tarımsal üretim sistemlerine uygulanan ekolojik süreçlerin incelenmesidir. Agro=tarım, eco=çevre, loji=bilim demektir. Agroekoloji hem bir bilim, hem bir hareket, hem de uygulama demektir. Agroekolojinin bakış açısını küçük bir örnekle anlatalım.

Mısır bitkisine zarar veren böcekleri endüstriyel tarımda, birçok zehirle (onlar tarım ilacı diyorlar) öldürüyorlar. Hatta GDO uygulanıyor.

Agroekolojik çözümler ise çok iyi. Bunlardan birine “İT VE ÇEK TEKNOLOJİSİ”(push and pull technology) deniyor kısaca. Mısır sıraları arasına böcekleri kokusuyla iten bir sıra ot ekiliyor. Tarlanın çevresine ise bu böcekleri çeken otlar ekiliyor. Tarlanın içine giren böcekleri içerdekiler ittiriyor.

Kimler kazanıyor? Çiftçi zehirlere para ödemekten kurtuluyor. Hem çiftçi, hem de tüketiciler zehirlere maruz kalmıyorlar. Çevre sağlıklı kalıyor. Kaybedenler ise, tarım kimyasalları satan şirketler oluyor.

Güzel Sandıklı’mızı yeşil Sandıklı’mızın geleceğin parlak şehirleri listesine girmesini arzu ediyor ve diliyorum.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI